Ana Sayfa / Başkanlığımız / Mevzuat / İletişim

 
 

Asayiş Dairesi Başkanlığı

Emniyet Genel Müdürlüğü

Asayiş Dairesi Başkanlığı

 

 
 

17.05.2012 15:47:07

 
 

 

 

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME

 

 

 

TÜRKİYE'DE İNSAN TİCARETİ YÖNTEMLERİ

Ülkemizin coğrafi konumu demokratik ve ekonomik yapısı ve diğer bölge ülkelerine nazaran gelişmişliği itibarıyla insan ticareti açısından hedef ülkedir.

Başka bir ifadeyle, özellikle son on yılda yürütülen çalışmalar ve elde edilen önemli bilgilere dayanarak Türkiye, bilhassa esnek vize politikasından yararlanarak, ülkelerinde geçimlerini veya eğitim masraflarını karşılamak amacıyla, organize şekilde insan ticaretiyle bağlantıları olmaksızın belli sürelerle ve genellikle münferiden gelen kimi Eski Doğu Bloku ülkesi vatandaşları için hedef ülke konumundadır.

Ancak hem ABD Raporunda hem de bazı uluslar arası araştırmalarda Türkiye insan ticaretinde de hedef ve transit ülke konumunda gösterilmektedir. Rapora göre yurt dışında insan ticaretine maruz kalan TC vatandaşı kadın ve kızın neredeyse hiç olmadığı ancak, Türkiye'nin kadınların maruz kaldığı insan ticareti kapsamında Orta Asya, Ortadoğu, Afrika ve Yugoslavya'dan Avrupa'ya yönelik transit bir ülke konumunda bulunduğu belirtilmektedir.

İnsan ticareti yapan suç gruplarının kullanmakta oldukları yöntemler göçmen kaçakçılığında olduğu gibi ülkeye girişte çok fazla çeşitlilik arz etmemekle birlikte, suçun asıl unsurunun gerçekleştiği sömürü ve istismar alanında farklılık göstermektedir.

Türkiye'de tespit edilen insan ticareti olayları, özellikle dağılan Sovyetler Birliği sonrası kurulan ülke vatandaşlarının cinsel amaçlarla zorla kullanımı ve çalıştırılması şeklinde görülmektedir.

Bununla beraber, gönüllü olarak para biriktirmek ve geçimini sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek fuhuş yapan kişiler bu kapsam dışında tutulmaktadır. Ülkemizde meydana gelen insan ticareti olayları şu şekillerde görülmektedir;

 

Yabancı Uyruklu Kadınların Fuhuş ve Cinsel İstismar Amaçlı Ticareti

Bu konuda Türkiye hedef ülke olmakla birlikte maruz kaldığı akımın büyük bir çoğunlukla yasal yollardan girmekte olduğu, ancak yasal olarak başlayan sürecin daha sonra yasadışı duruma dönüştüğü görülmektedir.

İnsan ticaretine konu olan ülke vatandaşlarının fuhuş ve vize ihlali suçlarına yoğun olarak konu oldukları ve bulaşıcı hastalık taşıdıkları görülmektedir.

Her ne kadar yasadışı konuma düşmüş olan kişi sayısının miktarı yüksek olarak görülse de, bu kişilerin insan ticareti mağduru olduğunu düşünmek tamamen yanlış bir yargıdır. Bunun sebebi, Türkiye'de yer alan, özellikle İstanbul'da, kayıt dışı ekonomik sektörden kaynaklanmaktadır.

Öncelikle ev işleri, çocuk bakıcılığı gibi farklı sektörlerde ya da seks istismarı içermeyen eğlence sektöründe çalıştırılmak üzere getirilen kadınlar; ailesine ya da kendisine senet imzalatmak, baskı şiddet uygulamak, belgelerine el koymak, ümitsizliğe sevk etmek gibi yöntemleri kullanarak kontrol altına alınarak daha sonra cinsel amaçlı kullanılmaya ve üzerinden büyük miktarda paralar kazanılırken mağdurlara olumsuz ve insanlık dışı yaşam şartları sunulmaktadır. Diğer bir ifadeyle, mağdurların kandırılması ön plana çıkmaktadır.

 

Organ Kaçakçılığı - Ticareti

Türkiye'de tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlarla organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve nakli, 29 Mayıs 1979 tarihinde yürürlüğe giren 2238 sayılı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun" hükümlerine tabidir.

 Bu kanunla kimlerin organ ve doku bağışında bulunabileceği, şartları, sağlık kurumlarının organ ve doku nakli gerçekleştirebilmesi için nasıl izin alacağı, söz konusu nakli gerçekleştirecek doktorların yükümlülükleri ve cezai sorumlulukları düzenlenmiştir.

Söz konusu kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmelikle, hangi kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların, hangi tür doku ve organ naklini gerçekleştirebileceği Bilim Kurulu tarafından değerlendirilmekte ve uygun görüldüğü takdirde Sağlık Bakanlığı'nın onayıyla açılmasına izin verilmektedir.

Diğer taraftan, 2000 yılında Palermo'da imzalanan Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin EK-2 protokolü gereğince Türkiye hukukunda ihdas edilen însan Ticareti 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda 80.madde ile düzenlenmiş ve bu tür fiilleri işleyenler hakkında hapis cezaları öngörülmüştür.

Türkiye'de, bu konuda güvenlik güçleri ve Sağlık Bakanlığı görevlilerince tespit edilmiş olaylar incelendiğinde; organ kaçakçılığı konusunda alınan tedbirlerin etkinliği ve tespit edilen olayların, sanıldığı gibi vatandaşlarımızın uyutularak veya kaçırılarak gerçekleştirilmediği görülmektedir.

Kültürel ve sosyal sebeplerden dolayı oluşan kimi çekincelerin yanı sıra, Türk vatandaşlarının organ ve doku nakli konusundaki yeteri kadar bilinçlendirilmemesi de organ ve doku kaçakçılığını besleyen nedenlerdendir. Türkiye'deki durum, az da olsa, bu tür nakillerin gerçekleştirildiği yer şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Bunun sebebi, Türkiye bölge ülkelerine göre tıp alanında gerek ekipman gerekse uzman açısından iyi bir düzeyde olması ve Türkiye'de gerçekleştirilecek ameliyat bedelinin Kuzey Amerika ve Batı ülkelerine göre daha ucuz olması sayılabilir.

 

Zorla Çalıştırma

Zorla çalıştırma olayı incelendiğinde bir kişinin karşılıksız olarak şahsi menfaatler için zorla ve tek taraflı çalıştırılması anlaşılmaktadır. Ancak, bu gibi uygulamalara artık doğrudan rastlanmamakla birlikte farklı yönleriyle karşılaşılmaktadır.

Örneğin, bir kişinin içerisinde bulunduğu yasadışı ya da benzer bir zor durumun suiistimal edilerek menfaat temini için kullanılıp sosyal haklardan uzak, çok düşük ücret karşılığı ve insanlık dışı şartlarda çalıştırılması ya da çalışmaya zorlanması olarak değerlendirilebilir.

Türkiye'de bu tür uygulamaların, gerek yasadışı konumda bulunan yabancılara yönelik, gerekse işsizlik ve ekonomik sıkıntıları içerisinde barındıran Türk vatandaşlarına yönelik olarak az düzeyde gerçekleşmekte olduğu düşünülmektedir.

 

Çocuk Ticareti

Çocuk ticareti olayları genellikle çocukların kaçırılarak satılması ya da çeşitli yollarla evlat edinilerek ya da buna aracı olunarak gerçekleşmektedir. Bu suçta, çoğunlukla yabancı uyruklu çocuklar hedef alınmaktadır.

Türkiye boyutu incelendiğinde, bu anlamdaki çocuk ticareti çok ciddi rakamlarda gündeme gelmemesine rağmen birçok uygulama bulunmaktadır.

 Bunlar arasında çocukların kendi ebeveynlerince dahi olsa dilendirilmesi, belirli bir yaştan sonra İstanbul gibi metropol illerine kaçırılarak ya da toplanarak çeşitli suç örgütlerinde cezai sorumluluklarının olmamasından faydalanılarak kullanılmaları örnek verilebilir.

 

EKLER

1. SASMUS

2. Ek İki Protokol

3. IOM Sayfası www.countertrafficking.org

 

* Çetin ARSLAN, İnsan Ticareti Konusunda Ulusal Mevzuat ve Uygulaması, s.9

 

ASAYİŞ DAİRESİ BAŞKANLIĞI | Bilişim Sistemleri Şube Müdürlüğü

Bu site ve her türlü kullanım hakkı Asayiş Dairesi Başkanlığına aittir. Tüm hakları saklıdır.

Sayfa Başına GitSitede bulunan bilgiler, içerikler ve görseller yazılı izin olmadan kullanılamaz, kopyalanamaz, yayınlanamaz ve başka bir forma sokulamaz.

Asayiş Dairesi Başkanlığı bu internet sitesinde yer alan bütün bilgileri ve görsel unsurları önceden bildirimde bulunmadan değiştirme hakkını saklı tutar.